Barışın Lordu, Genç Siviller'in Konuğu'nun e-kitap hali için tıklayınız.
Ergenekon Nasıl Çökertilir'in e-kitap hali için tıklayınız.
Belki doğduğunda sarışın bir çocuktu.
Sarışın bir kız çocuğu için en güzel isim bu olurdu herhalde.
Belki de ismini her kim koyduysa Gula Zer şarkısını çok seven biriydi.
Geçtiğimiz günlerde BM'de "Türkiye'den bir başarı hikâyesi: Kardelenler" panelinde konuşan Diyarbakır Ergani’li Gülaser Çelik'ten bahsediyorum.
Romanlık bir hikâyesi var Gülaser'in.
Erken yaşta babasını kaybettikten sonra annesi de çocuklarını terk edince üniversite okuyan ağabeyi okulu bırakıp kardeşlerine bakıyor.
Gülaser de şimdi kardelenler projesinin desteğiyle ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisi.
Diğer kardeşleri de bin bir zorluklarla ama hemen hepsi şimdi ya okuyorlar ya da meslek sahibiler.
Gülaser’in hikâyesiyle ilgili haberleri okurken çoğumuzun gözünden kaçan başka bir ayrıntı daha var. Daha çok Kürtler’in tahmin edebileceği, tam da bugün tartıştığımız meselenin özüne ilişkin bir ayrıntı.
Anlamsızlaştırmanın artık ne kadar normalleştiğiyle ilgili bir ayrıntı.
Büyük ihtimalle Gülaser bir Kürt kızı.
Çünkü isminden de öyle anlaşılıyor.
Daha doğrusu isminin şu haliyle bir anlamı yok.
Zaten Gülaser’in bir Kürt kızı olduğunu bize tahmin ettiren de bu anlamsızlık.
Hafızalarımızı kaşıyınca bu ismin neden hiçbir anlama gelmediğini çoğumuz biliyoruz.
Bir zamanlar (aslında bugün de devam ediyor) çocuklar doğduğunda verilen Kürtçe isimler, çocuk doğduktan en erken bir yıl sonra (artık aynı gün) çıkartılan nüfus cüzdanlarına yazdırılamayınca isimleri Türkçeleştirilip yazılırdı.
Mesela çocuğun ismi Sitî ise ( Kürtçe’de Türkçe’deki i harfi ı olarak, üzerinde inceltme işareti olan i ise i olara okunur ) bu isim türkçeleştirilip Sitti diye yazılırdı.
Ve ortaya ne Türkçe ne Kürtçe olan, karışık, anlamsız bir şey çıkardı (çıkıyor).
Gula Zer'in de başına gelen bu sanırım.
Gula Zer, yani sarı gül türkçeleştirilince ortaya Gülaser diye bir şey çıkmış.
Araştırdım, soruşturdum, belki yanılıyorumdur dedim ama nafile.
Tabi bu ve benzeri yöntemler bugün de devam ediyor.
Eğer isim türkçeleştirilemiyorsa, misal içinde W,Q,X harfleri varsa bu sefer bir tane de Türkçe isim bulunur, insan hayat boyu biri legal, diğeri illegal olmak üzere iki isimle yaşar ve olay böylece sorun çözülmüş olur.
Fazla uzatmayayım.
Hani çok klişe bir sav vardır ya Kürt meselesini konuştuğumuz zaman çekmeceden çıkarılıp önümüze konulan.
”Yahu kaymakam oluyorsunuz, savcı oluyorsunuz daha ne istiyorsunuz kardeşim” diye.
Gula Zer'den daha açık bir cevap olamaz herhalde buna.
Kürtler işte bunu istiyorlar.
Gula Zer olmak istiyorlar.
Gülaser olup anlamsızlaşmak zorunda kalmadan, Gülaser olarak yaptıklarını Gula Zer olarak da yapabilmenin mümkün olmasını istiyorlar.
Kardelen Gülaser değil Berfîn Gula Zer olarak.
Çok açık değil mi?