Barışın Lordu, Genç Siviller'in Konuğu'nun e-kitap hali için tıklayınız.
Ergenekon Nasıl Çökertilir'in e-kitap hali için tıklayınız.
Başbakan’dan medya patronlarına: "O zaman köşende yazı yazanın maaşını sen veriyorsun, yarın feryat etmeye geldiğin zaman feryat etmeye hakkın yok."
Başbakan geçen hafta sonu ileri demokrasinin ayak sesleri geliyor diye diye medya patronlarına köşe yazarlarına müdahale etmelerini tembihledi, daha da ileri gidip patronluk yapmasını öğretti.
Baktı ki tepki çekiyor, düzelteyim derken bu defa da "dükkân senin değil mi? İşini iyi yapamayan tezgâhtarı ne diye dükkanında tutuyorsun" diyerek, gazeteci patron ilişkisine yeni bir bakış açısı kazandırdı.
Oysa bu ülkede “müdahale” denice hepimizin aklına aynı kurumun adı geliyor. Müdahaleden ne çekildiğini, müdahalelerin demokrasimizi nasıl sakatladığını da başbakan hepimizden iyi biliyor. Gazetecinin yazdıklarına müdahale etmek Başbakanı mı ilgilendiriyor?
Biz ileri demokrasiden bunu anlamıyoruz, tıpkı “ÜÇLÜ ZİRVE” denilince Cumhurbaşkanı- Başbakan- Genelkurmay Başkanı’nın toplanmasını anlayamadığımız gibi.
Genelkurmay Başkanı, bu ülkenin 3. büyük adamı değil, bildiğimiz devlet memurudur. İleri demokrasinin ayak sesleri yükselirken, askerler seslerini alçaltır ve temelli susar.
Biz de Başbakan’a sesleniyoruz:
Sayın Başbakan, Genelkurmay Başkanı’nın maaşını sen veriyorsun, senin ve onun maaşını da biz veriyoruz.
Önce sen maaşını verdiğin memura hâkim olabiliyor musun?
Yarın e-muhtıra alıp, parolalarla hakarete uğrayıp feryat etmeye geldiğin zaman feryat etmeye hakkın yok!