Rahmi Kopar
25 Ocak 2010
Türkollywood
Tsk sağolsun, inovatif bir kişilik haline gelmemde bana çok yararları dokundu. Her daim yeni bir fikir, yeni bir tasarı geliyor aklıma. Hangi birini gerçekleştirsem diye düşünüyorum sabahlara kadar.
Bundan sonraki adımım ne olsun filan diye düşünürken, Silahlı Kuvvetler beni yine yanıltmadı ve imdadıma yetişti. Son zamanlarda tartıştığımız "senaryo(!)"dan bahsediyorum işte.
Bu senaryoyu okuyana kadar Türk sinema sektörü açısından pek umutsuzdum. Elin Hollywood'u var, Bollywood'u var, bizde sadece Yeşilçam var, onun senaryoları da beş para etmez diye geçiriyordum aklımdan.
Fakat nereden bilebilirdim ordumuzun içinde keşfedilmemiş cevherlerin olduğunu?
Nereden bilebilirdim sinema-televizyon okuması gereken insanların yanlışlıkla kara-hava harp okulu okuduklarını?
Ordumuzun içindeki bu sanata ve sinemaya olan hayranlığı görünce Türkollywood adında, yapımcı ve senaristlerin buluştuğu yeni bir sinema sektörü oluşturma kararı aldım.
Eğer bize senaryo diye yutturmaya çalıştıkları bu darbe planları beyaz perdeye aktarılacak olsa, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük gişelerinden birini yaparız, buna emin olun.
Bu senaryoyu hazırlayan subaylar da kurgu dalında altın ayı, mavi öküz, oscar, grammy, altın portakal, altın postal filan gibi ne kadar ödül varsa silip süpürürler.
Bugüne kadar izlediğiniz filmlerde şöyle bir senaryo gördünüz mü hiç; "kendi savaş uçağımız düşürülecek, camilerde bombalar patlatılacak, 200 bin kişi gözaltına alınıp stadyumlarda bekletilecek" ve daha bunlar gibi bir sürü madde...
Ben Yüzüklerin Efendisi'nde rastladım bu tip savaş sahnelerine, orada gözü dönmüş yaratıklar olan Orc'lar vardı, her yeri yakıp yıkıyorlardı. Bir de BIZIM ordumuzun senaryolarında rastlıyorum bu tip bir savaş anlatımına.
Bu "bizim" kelimesini niye büyük yazdım? Özellikle vurgulamak için, camilerde bir sürü insanı bombayla öldürmeyi planlayan bu ordu bizim ordumuz. Bizim kendi ellerimizle kurduğumuz devlette, bizi koruması için kendi ellerimizle oluşturduğumuz bir kurum bu ordu.
Bir süre sonra varlık amacını aşarak kendisini oluşturanları patlatmaya, öldürmeye cesaret edebilecek derecede gözü dönmüş oluyor.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var; bu adamlar darbe planı yapmaktan, bu planlar ortaya çıktığında topyekün bir şekilde bunu reddetmekten geri durmamışlar, durmuyorlar ve durmayacaklar.
Taa ki artık yaptıkları planların hiçbir işlevinin kalmadığını anladıkları ana kadar.
Artık yaptıkları planlar gerçekten birer fanteziden ibaret hale gelene kadar.
Eğer bu adamlar darbe planlamaktan vazgeçmiyorlarsa, biz de onlar vazgeçene kadar sokaklara çıkmaktan, darbelere dur demekten vazgeçmeyeceğiz.
Bu adamlar, bütün gücü, kudreti kendilerinde görüyorlarsa, bunun öyle olmadığını onlara anlatana kadar vazgeçmeyeceğiz.
23 Ocak'ta Taksim'de Darbelere Karşı 70 Milyon Adım yürüyüşünde katılanlardan birinin açtığı pankart çok güzel özetliyor artık süreci; "ORDU, ÜLKEYI YORDU"
Bu yazı 1,207 defa okundu.